Ölçüsüz Emek: Ahşap Tekne -11-

Çadırı kurana kadar geçen zamanın temel uğraşı bir ton işi yapacak usta ya da ustaları bulmak oldu. Bir marangoz şart, sonra elyaf işleri var. Macun işi beni aşar, yapılan tüm işi gösterecek olan macun sonuçta. Önce marangoz aramaya başladım. Yapılacak iş tüm çürük ahşapların değişimi ve tüm üstyapının su kontrası ile sarılması. Aynı işe bu kadar alakasız fiyat... zaman zaman kendimi tutmakta zorlandım. Aynı işe 15.000 diyen de oldu, 120.000 diyen de. 6-7 farklı usta geldi, gitti. Bir tanesi çok yattı kafama, malzeme hariç 15.000 dedi ama gel gör adam tek çalışacak, bitmez bu iş. Bir diğeri de aynı fiyatı kabul etti. Açıkçası gözüm de çok tuttu, son derece kibar, efendi hatta "usta" sıfatı sırıtıyor adamın üzerinde. Dalyan'dan geldiler, malzeme hariç 80.000 dediler, "Siz çocukken sizi hiç mi dövmedi ananınz babanız?" dedim, bön bön suratıma baktılar. Hele ki 120.000 isteyen... dedim "120.000'im olsa sırf size hayatı dar etmek için verirdim.".

Tam da o dayanma kapasitemin aralıksız test edildiği günlerde, daha önce bizim atölyede çalışan, sonra ayrılıp kendi işini yapan sevdiğim bir arkadaşla karşılaştık. Bizim Serhat'tan duymuş, "Abi, biz yapsak ya senin işi." dedi. "Olm dedim, yeter ki siz yapmak isteyin, hemen başlayabilirsiniz. Bütçe 15.000, zaman maksimum iki ay." Üç kişilik bir ekipler, biri polyester ve ağaç ustası, biri iyi bir yan eleman, bizim arkadaş ise elyaf-polyester-boya işleri yapıyor. 15.000 ahşap işleri, 5.000 elyaf işi olmak üzere anlaştık. "Üç kişi, 3-4 haftada gömeriz abi" dediler, "Hassiktirin!" dedim. Hep birlikte güldük. Hep birlikte belki de son gülüşümüzdü...

Ekip anca Şubat'ın ilk haftası başlayabildi çalışmaya. İtiraf etmeliyim ki hızlı başladılar. Gelip söküyor, gidiyorlar.. Bodoslama, küpeşteler, sargılar... her gün bir yerlerini söküp duruyoruz kayığın.

Şubat'ın yarısında geldiğimizde on güne kadar su kontralarının sırası gelir diye düşünüyordum. Başlangıç hızımız gayet iyiydi doğrusu. Aynı haftanın sonuna doğru en büyük tesellim eskisinin yerinde yükselen yeni bodoslamaydı. Bana göre önemli bir eşikti. En zor olacağını düşündüğüm işlerden biriydi. Oysa en kolay işlerden biriymiş.

Günler birbirini kovalarken biz hala söküyor ya da yenisini yerine çakıyorduk. Bodur Şubat'ın sonuna doğru neredeyse tüm çürük ağaçlardan kurtulmuş, yerine yenilerini çakmıştık bile.

Derken Mart ayı da geliverdi. Önce ustalarıma nazar değdi. Mazeretler, gün kayıpları, bomboş geçen günler... diğer yandan karapark sözleşmem Şubat sonu itibarı ile zaten bitti. E bir de pandemi patlak verince Mart ile birlikte işler yine çirkinleşmeye başladı.